Gönderen: Züleyha IŞIK | 07/06/2009

İlk viraj heyecanı…


Evet bu heyecan gibisi yoktur, bu konuda bahse bile girebilirim. Doğrusu neden bahsettiğimi açıklayalım. Bu haftasonu ülkemizde yapılan Formula 1 yarışını yerinden (İstanbul Park) seyrettim. Yerinden dediysek tribün ya da koltukta oturarak değil ki maalesef harbidende yerde yani çalı çırpı içinde daha doğrusu rezalet içinde yarışı seyrettik… Şimdi bunu geçelim ilk önce heyecanımı anlatayım sonra hizmete geliriz.

Yarış alanına ikamet ettiğim yerden gitmek 2,5 – 3 saat gibi bi zamanımı aldı. Yarışın başlamasına az zaman kalmıştı, gittiğimiz yerde ilk virajın bulunduğu bölgede (tribün değil) yerde izleyecektik. O kadar kalabalık vardı ki (tabi en ucuz bilet yeşil alan olduğu için kalabalık olması normal) pist üzerinde geçen köprünün verdiği daha doğrusu sağladığı gölgelik full dolmuştu. Nihayetinde bizde güneşin altın bir yere kurulduk, araçlar yavaş yavaş piste çıkmaya başladılar, 5 – 10 dk sonra yarış başlayacaktı. Tabi biz start düzlüğünü göremediğimiz için hiç birşeyden haberdar değildik dev ekranda bize ters taraftaydı. Saate bakıp yarışın başlamasını bekliyorduk, zaman doldu ve formasyon turu başladı, araçlar tek tek önümüzden geçiyorlardı, motor sesleri gerçekten büyüleyiciydi. Ve bize de sadece bu büyüye kapılmak kalıyordu.

Start Anı

İstanbul Park’ta sessizlik oldu bir an ve o sessizlik kulakları sağır edercesine hatta zarları bile patlatabilecek kadar motor sesleri ile yarış başladı, biz daha bir şey göremiyoruz tabiki sadece sesten anlıyoruz. Ve araçlar ilk viraja gelirken vites düşürüyorlar kısa bir sessizlik derken tekrar gaza basıyorlar ve 10 saniye bile sürmeden toz oluyorlar… Yaşadığım en güzel anlardan birisiydi ilk viraj anı, Vettel önde gidiyor derken birden Jenson’ı 2. tur ilk virajını önde dönerken gördüm ve şunu dedim “Vettel bir yerde hata yapmış olmalıydı.” Yarış bir şekilde devam edip gitti…

Yarıştan Sonra

Yarş sona erdiğinde pist alanına girdim, podyumu kaçırdım çünkü biz içeri (piste) girdiğimizde pilotlar demeçlerini veriyorlardı.  Bol bol resim topladım, kapalı parktaki araçları bir süre inceledim, Serhan Acar podyumda resim çektiriyordu görevli arkadaşlarıyla, çıkışta da onu yarış kontrol (race control) aracıyla pisti turlamaya giderken gördüm hatta önümden geçti, onun yerinde olmak isterdim. Bir de yarış bittikten hemen sonra takım çalışanları hemen toparlanıyordu, tırlar bile gelmişti, bu arada tırlar o kadar şıktı ki onlarla bile resim çekildik.

Umduğumu Bulamadım

Yarışı tüm heyecanıyla yaşadım, araçlar hızla önünden geçiyor,  atak oluyor (Hamilton’nın Raikkonen’e yaptığı atağı net görmüştüm), arka arkaya 2 araç her turda birbirlerine daha da yaklaşıyorlar, “acaba geçecek mi?” diyorsun. Ve daha bir sürü şey…

Ben açıkçası umduğumu bulamadım,  yarışı izleyeceğim alanı kafamda tasarladığım gibi “çimlere otururuz, rahat rahat yarışımızı izleriz sonra da eve gideriz” diye düşünüyordum fakat tam girerken bunun düşündüğüm gibi olmadığını anladım, tam bir hayal kırıklığı yaşadım, resmen çim yoktu toprak, taş rezil bu durum, sonrasında yiyecek-içeceklerin aşırı pahalı olmasıda cabasıydı.  500 ml bir şişe su nasıl 4 TL olabilir hala anlamış değilim, çıkarken simitçi adam yanlış duymadıysam tanesine 10TL diyordu, hadi diyelim yanlış duydum bir simit 5 TL bile olmaz. Ben bu mantığı anlamadım, “nasıl olsa burası dağ başı, bizden başka nereden alacaklar, mecburlar bizden almaya” gibi mantıkla hareket ediyorsa bunlar helal olsun diyorum.

Yarışı izlemeye 8-9 bin kişi gelmiş, tribünler bomboştu yalan yok, bir tane tribünün üstü büyük branda ile kapatılmıştı ve 8. viraja bakan 2 tribünde de bir tane oturan insan bile göremedim orası da boştu, gelenlerde 750- 1000 kişi davetli ise geriye kalan rakam çok gülünç, 125 bin kapasiteli ve yarış takviminin en modern pistine sahibiz (öyle söyleniyor) ama izlemeye gelen kişi sayısı 3 gün boyunca toplam 32 bin civarı…Pistin yetkililerinde birisi ana tribündeki boşluklar için “‘Aslında rakamları iyi analiz etmek gerekiyor. İspanya’ya gittim, orada yüzde 80 doluluk vardı. Ancak onların ana tribünü 6, bizim ana tribünümüz 26 bin kişilik. Onların ana tribünü doluydu, bizim ana tribünün yarısı doluydu. Biz İspanya’daki ana tribünün iki katı bilet sattık. Ali Sami Yen Stadı kapasitesinden büyük olan ana tribünde boşluklar görülünce de ‘seyirci gelmiyor’ deniliyor.” demiş. Hadi orasını anladık diğer tribünler ana tribünden daha ucuz olmasına rağmen neden bomboş buyrun bakalım.

Hal böyle olunca seneye yapılacak yarış tehlikeye girdi tabi… Bana kalırsa bilet fiyatlarını belirlerken biraz ülkenin gelir düzeyini incelesinler, böyle giderse 1-2 sene içerisinde Türkiye’nin büyük umutlar ve uğraşlar sonucu getirdiği Formula 1 serüvenin hazin sonu olur.

Güzel bir açıklama da Selim Gündüz’den TV de yaşananlar bölümünü okumanızı tavsiye ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: